Ahmet Yatğın
İngiliz anne ile Türk bir babanın kızı olan Nilüfer Yanya, “Miss Universe” isimli albümü ile tüm gözleri üstüne çekmeyi başarmıştı. Şimdi “Crash” şarkısı ile “Feeling Lucky?” isimli kısaçalarından ilk şarkı ile karşımızda! Açıkçası ben kendisini “Keep on Calling” şarkısı ile keşfetmiş ve hayran kalmıştım. Bağırıp çığırmadan şarkı söyleyen yeni isimler gördüğüm zaman hep heyecanlanıyorum. Bu heyecanla birlikte, kendisiyle mail üzerinden kısacık bir söyleşi gerçekleştirdik. Buyursunlar.
Merhaba Nilüfer, nasılsın?
Selam, iyiyim! Şu kış ayları beni çok heyecanlandırmıyor ama evet iyiyim!
“Crash” isimli yeni bir tekli yayınladın, bir kısaçaların habercisi bu tekli. Nasıl gelişti olaylar?
Sanırım stres dolu zamanlar yaşadım ve içimde olup bitenin ortaya çıkmasına izin verdim. Şarkı yazmak iyi geldi, özellikle olduğu gibi yazmak. Yani muhteşem bir şarkı için çabalamak gibi değildi.
İlk albümün “Miss Universe” büyük beğeni topladı. Şimdi de yeni EP’nden ilk şarkın “Crash”i yayınladın. Diğerleri de yolda. Peki ilk albümün o kadar beğenilmesi yeni şarkılarının üzerinde bir baskı yaratıyor mu?
Böyle düşündüğün için teşekkür ediyorum! Aslında yeni EP epey küçük, sadece birkaç şarkıdan oluşuyor ki bu yılı bitirmek için elimde olan tek şey bu! O yüzden EP’yi yayınlayabileceğim için şanslı hissediyorum.
Peki bu projede bir başka müzisyen Nick Hakim ile çalışmak nasıldı? En iyi ve en kötü tarafları neydi?
Birçok iyi tarafı vardı ama sanırım en kötüsü Nick’in ABD’de yaşıyor olması. Biraz uzakta…
Söylediğine göre tur için seyahat ettiğin sırada uçağa binmek seni epey endişeli kılmaya başlamış. Şarkının klibine baktığımızda bu duyguyu anlayabiliyoruz ama sözlerin bir uçak kazası ile ilgisi yok gibi. Daha çok bir ilişkide duyulan endişelerden söz ediyor. Bu iki durum arasında bir bağlantı var mı?
Uçağı, duyguları ve korkuyu aktaran bir araç, bir sembol olarak kullanmak istedim.
Sence hangisi daha önemli, sözler mi müzik mi?
Bence ikisi de önemli. Belki sözler olmasaydı müziğim biraz sıkıcı olurdu ama sözler de tek başına bir şiire benzemiyor.
“Keep on Calling” şarkısını ilk duyduğumda bir Türk’e ait olduğunu gördüm ve kendimi bir süre güçlü bir milliyetçi gibi hissettim. Benim için oldukça sıradışı bir andı. Peki sence Türkiye’de yaşıyor olsaydın neler olurdu hiç düşündün mü?
Hahah! Ya sanırım hala aynı kişi olurdum ama daha Türk gibi…
Seni daha yakından tanımak için soruyorum, en sevdiğin his hangisi?
Uyandığımda güneşli bir hava görmeye bayılıyorum.
Pandemiyle birlikte dünyanın aldığı hal karşısında konserler hakkında ne düşünüyorsun? Sence müzik endüstirisi bunun üstesinden gelebilecek mi?
Bence müzik endüstrisi bunun üstesinden gelebilir ama gerçekten devletin bu konuda destek olması ve yatırım yapması gerekiyor. Öteki türlü insanların tek başına konser yapabilecek yeterli teknik ortamı yaratması mümkün değil. Diğer yandan eğer biz bu insanlara müzik yapmaları konusunda ilham vermeye devam etmezsek, yakında müzik yapan kimse bulmakta zorlanabiliriz. Çeşitlilik azalacak… Müzik ve sanat bir şeyleri ortaya koymak için her zaman fiziksel bir alana ihtiyaç duymuştur. Biz bu alanı mümkün olduğunca açmalı ve herkes tarafından erişilebilir olması için çalışmaya devam etmeliyiz.
Kaynak: Back on Stage Dergisi



