Liderler sürdürülebilir geleceği karartıyor mu?

Ahmet Yatğın

Dünya hızla değişiyor. Politika neredeyse her konuda ‘aşırı’laşıyor. Arjantin seçimlerini kazanan Javier Milei, İtalya’da başbakan olan Giorgia Meloni, Amerikan seçimlerinde bir kez daha galip gelme ihtimali güçlenen Donald Trump, Hollanda seçimlerinde en çok oyu alan Geert Wilders ve ülkelerini savaşa sürükleyen Putin ve Netanyahu… Son derece ileri çıkışlar yapabilen bu liderler uluslararası politikalara yön verebilecek kadar kuvvetli ülkelerin yönetimini üstleniyorlar. Kimi liderler doğrudan Paris Anlaşmasına karşı durumdalar iken, kimileri hakkında ise karşı olduklarına dair kulis haberleri geliyor. Peki bu yeni koşullar altında devletlerin sürdürülebilir geleceğe katkıları ne kadar mümkün olabilir?

Popülizm neden yükseliyor?

Söz konusu liderlerin ortak noktası popülizm. Halkın büyük kesiminin şikayetleri ana akım siyasetin tartışma sahasında dikkate alınmıyor olabilir. Aslında popülist liderler bu sorunlara esaslı bir çözüm üretmek yerine herkesin aklına ilk geleni dile getirerek oy topluyor. Bu yüzden ne yazık ki hukukun üstünlüğüne inanan demokrat liderler koltuklarını otoriter liderlere kaptırıyor. Dünyanın neredeyse her yerinde bu böyle. Popülist, otoriter liderlerin yönetimdeki kuvveti arttıkça Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları sürecinde ilerleme kaydedilmesi oldukça zorlaşıyor.

Popülizm ve SKA ilerleyişi arasında ters korelasyon var

Christian Krolla ve Vera Zipperer henüz 2020 yılında “Sürdürülebilir Kalkınma ve Popülizm” adında, iki konuyu da aynı zeminde inceleyen bir makale yayınladılar. Bu makalede 2011 ve 2018 yılları arasında 39 ülkede yapılan seçimlerin sonuçları ile Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarında kaydedilen ilerleme arasındaki ilişkiyi gözlemliyorlar. Sonuç: Popülizm arttıkça sürdürülebilir bir dünya için imkanlar kısıtlanıyor. Konuyla ilgili detaylı incelemeyi buradan yapabilirsiniz.

Popülizm sürece ne gibi zararlar veriyor?

Her şeyden önce bilimsel gelişmeler göz ardı edilip, bilim insanları itibarsızlaştırılıyor. Önce bilgi karartılıyor, sonra sorunu çözmek için hazırlanan yasaların dayanakları azaltılıyor. Böyle olunca yasalar ya uygulanmıyor ya değiştiriliyor ya da geciktiriliyor. Popülist partiler çevreci politikaların karşısında duran grupları destekleyerek çevreci politikaların daha yüksek maaliyetler getirdiğini ve işsizliği artırdığını öne sürerek karşı kamuoyu oluşturuyor. İklim değişimlerinin olumsuz sonuçlarına inanmadıkları halde bazen bu sorunları kabul edebiliyorlar. Ancak sorumluluğun devletler üstü uluslararası organizasyonların üzerinde olduğunu söyleyerek işin içinden sıyrılıyorlar.

Liderleri ikna etmek sorunu çözer mi?

2050 yılına kadar sıcaklık artışını 1.5 derece ile sınırlandırma hedefi ancak rasyonal sonuçlar alınarak mümkün olabilir. Kurumlardan aşina olduğumuz “greenwashing” yani kusuraları yeşile boyama alışkanlığı, popülist liderlerin ortaya koyacağı çözümlerde de karşımıza çıkabilir.

Çözüm ne olabilir?

Bu soruya cevap üretmek esasen çok zor. Ancak Berlin Freie üniversitesinden Dr. Klaus Jacob’ın bazı yanıtları olabilir:

1 Özel Karşı Pozisyon: Çevre hassasiyetine sahip sivil toplum kuruluşlarının harekete geçirilmesi gerekir.

2 Çevre Politikalarının İletişimi: Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının sosyal adaleti sağlayan ve insanca yaşamın gerekliliğini vurgulayan maddeler halka ve kitlelere daha iyi anlatılmalı.

3 Popülist Politikalar ile İşbirliği: Vatanı korumak ile doğayı korumak aynı zemine taşınabilir; popülist çevrelerin sosyal politikaları desteklenebilir.

4 Rekabet: Çevre politikaları arasında verimliliği artıran rekabet ortamları oluşturulmalı.

5 Siyasallaştırma: Çevre, doğa ve yeşil yeniden politikleştirilmeli.

Otoriter liderleri ikna ederek çözüm ummak yerine demokrasilerde gördüğümüz kuvvetler ayrılığı kaidesinin sağladığı imkanlar ile birlikte mücadele edilmeli. Sıkı bir muhalefet ile yasamada, işinin ehli yargı üyeleri ile yargıda ve de yeşil gazeteciliği önemseyen kişiler ile medyada popülist liderlerin sorumsuzca davranışlarının önüne geçilebilir.

Kanaat önderlerinin, medya mensuplarının ve kamuoyunun ortak bilinç kuvvetiyle ortaya koyacakları toplum sözleşmesi önce düşünme yapımızı sonra da sorunlarımızı değiştirebilir. 

guest

0 Yorumlar
Beğenilenler
En Yeniler Eskiler
Inline Feedbacks
View all comments