Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Kapsamında Ne Söylüyor?

Ahmet Yatğın

1992 yılında Rio’da düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’ndan sonra Türkiye ilk defa sürdürülebilirlik kavramına 7. Kalkınma Planında somut olarak yer vermişti. 2021 yılında ise Türkiye, Paris Anlaşmasına taraf olan 192’inci ülke oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmayı planladıklarını ilan etmişti. Peki 12. Kalkınma Planı, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamında ne planlıyor?

On ikinci kalkınma planının belirleyici unsurları neler?

Hükümet, öncelikli olarak kalkınma planını beş ana eksen üzerinde ele alıyor. Önümüzdeki 5 yıl “istikrarlı büyüme, güçlü ekonomi”, “yeşil ve dijital dönüşümle rekabetçi üretim”, “nitelikli insan, güçlü aile, sağlıklı toplum”, “afetlere dirençli yaşam alanları, sürdürülebilir çevre” ve “adaleti esas alan demokratik iyi yönetişim” unsurları etrafında şekillenen strateji ile yönetilecek. Peki bu zeminde sürdürülebilirlik ne kadar yer kaplıyor?

Sürdürülebilirlik Çerçevesinde On İkinci Kalkınma Planı

“Sürdürülebilir” kelimesi 95’ten 206’ya yükseldi

Her şeyden önce bu tür incelemeler yaparken konuyu rakamlar üzerinden ele almayı seviyorum. Hemen küçük bir karşılaştırma yaparak başlamak uygun olabilir. 2019 ve 2023 yıllarını kapsayan on birinci kalkınma planında “sürdürülebilir” kelimesi sadece 95 defa geçiyorken on ikinci kalkınma planında 206 kez “sürdürülebilir” kelimesini görüyoruz. Yine on birinci kalkınma planında Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları 7 madde ile sınırlıyken on ikinci kalkınma planında bu sayı 8’e çıkıyor. 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını son iki kalkınma planında da Hukuk ve Demokrasi ile ilgili başlığın altında ele alıyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA); mevcut kaynakların verimli kullanılması, orta ve uzun vadede artırılması ile ekonomik ve sosyal açıdan en fazla katma değer üreten alanlara yönlendirilmesinde belirleyici stratejik etken olarak ele alınıyor.

Devlet yürümeyi teşvik ediyor

2050 yılında dünya nüfusunun üçte ikisi kentlerde yaşayacak. Karbon emisyonunun yüzde 60’tan falzası, enerji tüketiminin ise yüzde 78’i kent kaynaklı. Kalkınma Planında verilen bu istatistikler yeni dönemde kentleşme üzerinde dikkatle durulacağının habercisi. Ancak şaşırtıcı bir çözüm önerisi göze çarpıyor. “…otomobil bağımlılığının azaltılması ile toplu taşımanın ve yürümenin teşvik edilmesine çalışılmakta…” Devlet bu sözleriyle vatandaşlarına adeta “yürü ya kulum” diyor. Tabii ek olarak elektirikli, otonom araçların ve yaya hareketliliğinin artırılması ile karbon emisyonunun yanı sıra trafik kazalarının da azaltılması düşünülüyor.

2023 Şubat ayında meydana gelen depremler sürdürülebilir kalkınma planı için önemli bir ders oldu. Strateji ve Bütçe Başkanlığı doğal afet ve salgınları kalkınmanın önünde duran ciddi bir engel olarak ele alıyor. Devletlerin önümüzdeki yıllarda sağlık hizmetlerine daha fazla bütçe ayıracağı öngörüsü paylaşılıyor.

Yeşil dönüşümün finansmanına yönelik mevzuat altyapısı, taksonomi, ölçüm, doğrulama ve raporlama ile risk yönetimi ve veri üretimi konusundaki çalışmaların hız kazandırılması ile yeşil dönüşüme yönelik uluslararası finans kaynaklarının Türkiye ekonomisine yönelmesi amaçlanıyor. Diğer yandan nesnelerin interneti, ileri robot teknolojileri veya yapay zeka gibi teknolojiler üreten şirketlerin Türkiye’de üretim yapması için sürdürülebilir kalkınma amaçlarıyla uyumlu hazırlıklar yapılması gerektiği satır aralarında vurgulanıyor. Esasen tarımda ve imalat sanayinde yeşil dönüşüm, hizmet sektöründe ise dijital dönüşüm hedefleniyor.

Dönüşüm, kenti sürdürülebilir kılmak ile başlayabilir

12. Kalkınma Planında sık sık üstünde durulan bir diğer konu ise afetlere dayanıklı, değişen iklim ve aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma standartlarıyla uyumlu kentleşme. Çevre mevzuatı geliştirildi, teknik altyapı iyileştirildi ve biyolojik çeşitliliği zengin olan ülkemizin farklı yerlerindeki koruma statüsündeki alanlar artırıldı. Bunun yanı sıra yerel yönetimlerin sorumluluğundaki atık yönetimi için gereken düzenli depolama alanlarını sayısının artırılması planlanmakta. Ayrıca kent yönetimlerinin zaman ve finans kaynaklarını son derece verimli kullanması amacıyla mahalli idare birlik modelinin daha etkin uygulanması kararlaştırıldı.

Sanayide büyük hedefler var

Dosyanın belki de en şaşırtıcı iddiası bu olabilir: Türkiye dünyanın en değerli 100 markası arasında en az 5 markaya sahip olmalı deniliyor. 2053 yılında dijital dönüşümde öncü, sürdürülebilirlik kriterlerine uygun, rekabetçi ve verimli üretim yapan imalat sanayiimizin yüksek teknolojili üretim ve ihracatta OECD ortalamalarının üzerine çıkması hedefinin yanı sıra yüksek teknolojili sanayilerin imalat sanayii ihracatında yüzde 3 civarında olan payının dönem sonunda yüzde 17’ye yükseltilmesi, savunma sanayii ihracatında ise ilk 5 ülke arasında yer alan güçlü ve nitelikli üretim kapasitesine sahip bir ülke olunması amaçlanıyor. Bu hedeflerin, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu çerçevede gerçekleştirileceği söyleniyor. Gelişmekte olan bir ülkenin; diğer bazı ülkelerin aksine hem sürdürülebilir hem de hızlı atılımları aynı zeminde hayal edebilmesi ümit verici. 

Kayıt dışı ekonomi ve istihdam ile ilgili mücadelenin artırılması ve sosyal güvenlik politikalarının daha sade, etkin ve adil olması hedefleniyor. Başta enerji, ulaştırma, sanayi ve tarım sektörleri olmak üzere sürdürülebilir, düşük emisyonlu, dijital üretim teknikleriyle bütünleşik ve çevre dostu politikalar benimsenecek, net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda yeşil dönüşüme yönelik gerekli düzenlemeler hayata geçirilecek deniyor. Sorumlu üretimin yanı sıra sorumlu tüketim farkındalığının artırılması da hedefler arasında.

TÜİK'ten verilerinin güvenilirliğine yönelik iddialara ilişkin açıklama

TÜİK süreci takip etmek isteyenler için portal oluşturdu

Türkiye, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA)’nı hayata geçirmek için planlanan adımların yer aldığı ilk Gönüllü Gözden Geçirme Raporu’nu 2016 yılında, ilerleme durumunu ortaya koyduğu ikinci raporunu ise 2019 yılında BM’ye sunmuştu. Sürdürülebilirlik ve emisyon verilerinin sunumunda standardizasyon sağlanması hedefinden bahsediliyor. Bunun yanı sıra merak edenler için Kalkınma Planı dosyasında önemli bir portal paylaşıldı. TÜİK Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na yönelik çalışmalara ait istatistikleri bu portalda 17 hedef başlığı altında hepsini ayrı ayrı inceleyebilirsiniz.

Türkiye “sürdürülebilir” olmak zorunda

Kalkınma planında dikkat çekici bir amaçtan söz ediliyor. Devlet, eleştirel düşünebilen ve sorunlara sürdürülebilir çözümler sunabilen bireyler yetiştirmeyi temel amaçlarından biri olarak görüyor.

Uluslararası ilgili kuruluşların değerlendirmelerine baktığımızda ülkenin demokrasi ve adalet hususlarında istenilen yerde olmadığını görüyoruz. Ancak Türkiye, kayda değer bir atılım yapmak istiyorsa uluslararası şirketler için cazip bir yer haline gelmek zorunda. Bu açıdan kalkınma planının sürdürülebilirlik kavramına daha fazla yer verdiği açık. Hukuk, adalet, basın özgürlüğü ve demokrasi gibi başlıkların altında ülkeler arasındaki sıralamasını ilerletmek için gereken yapısal reformlar; Paris Anlaşması sorumlulukları ile karşılaştırıldığında biraz daha fazla zaman alacak gibi görünüyor. Belki de bu yüzden Strateji ve Bütçe Başkanlığı kalkınma planında “sürdürülebilirlik” kavramını daha fazla öne çıkarıyor. 

guest

0 Yorumlar
Beğenilenler
En Yeniler Eskiler
Inline Feedbacks
View all comments